H E Y ' D E N  S İ Z E



Doğan ŞenerMÜZİĞİN KURTULMASI İÇİN...

             Son zamanlarda müzik dünyamızı genel bir zevksizlik, bilgisizlik ve kalite düşüklüğü sarmıştır. Bunu söylerken seyrek de olsa yapılan sağlıklı ve güzel işleri görmezlikten gelmiyorum. Fakat onlar bu çöküş içinde müzik dünyamızı aydınlık bir yere çıkarmaya yetmezler.

            Müzik dünyamızda bu tarz uyarıları genellikle bu işlerden elini-eteğini çekmiş, daha doğrusu bu piyasaya küsmüş kişiler tarafından yapılmıştır zaman zaman. Böyle durumlarda akla gelen cevaplar "Dışardan herkes konuşur. Kolaysa gel kendin yap." veya "Genel bir küskünlüğün sonucu mu böyle konuşuyorsunuz ?" şeklindedir. Böyle düşünmeyi engellemek için "Söyle Canım" adlı 45'liğin listelerde haftalarca 1 numarada kaldığı, plağın çok iyi satış çizgilerine ulaştığı, "Hisseli Harikalar Kumpanyası"nın kapalı gişe oynadığı bir devri seçtim. Kısaca müzik dünyasındaki yoğun savaşın tam içinde ve ön safhalarındayken. Konuşmanın ve suçlamanın bir yerde "özeleştiri" olacağı, bizleri öfkeye değil de serinkanlı düşünmeye yönelteceği kanısındayım.

            Yukarıda sözünü ettiğim müzik dünyasının (buradaki konumuz hafif müziktir) bu genel çöküşünde müzik alemini oluşturan ve ona hizmet eden bütün öğelerin payı ve suçu vardır kanımca.

            Müziği iyi bilen ve hafif müzik bestecilerimizin sayısı hala iki elin parmaklarını aşamadı. Klasikçiler ve entelektüel müzisyenler pop müziği küçümsüyor ve o yolda eserler vermeyi düşünmüyorlar.

            Söz yazarlarımız içinde aynı sözler geçerli. Fransa'da dünyaca ünlü ozan Aragon bile hafif müziğe söz yazarken bizim ünlü şairlerimiz bu konuya niye eğilmezler acaba ? Bu yüzden de şarkılarımızı, prozodi hatalarından ve dil bozukluğundan kurtaramayız bir türlü.

            Şarkıcılık bir meslek değildir ve en kolay iştir bizde. Bir mesleğiniz varken "Niye şarkıcılık yapmıyorsunuz ?" diye soranlar çoğunluktadır. "Sesi çok güzel, niye şarkıcı olmuyor acaba ?" sorusuda günlük yaşantımızda sık sık kulağımıza çalınır. Bilinmez ki , "Ses güzelliği" gerçek bir şarkıcı olmanın bir sürü şartından yalnızca birisidir. Ve genel mantık böyle olunca şarkıcılarımızda tekniklerini, şan bilgilerini, ritm duygularını, müzik kültürlerini geliştirmek, bizdeki ve dünyadaki ustaları tanımak için gerekli sabrı ve çalışmayı göstermezler. Bir kısım bu gayret içinde olsa bile bir kısmı yıllarca emek verdikleri pop müziği bir kenara itip günün modasına uymak uğruna "Bende arabesk söyleyeceğim." diye ortaya atılmak kolaylığını ve ucuzluğunu gösterirler.

            Plakçılarımız ise yıllardır "Kriz var, kriz var" deyip durmakta ama zorluğu aşacak, plak dünyasına canlılık getirecek hiçbir organizasyona kalkışmamaktadırlar. Plaklara göz alıcı, görkemli vitrinler sağlamak gerekir. Örneğin Eurovision "Pet'roil" için, Hisseli Harikalar Kumpanyası da "Söyle Canım" için çok yararlı vitrinler olmuşlardır.

            Gazinolar ve müzikholler sadece gişelerini düşünmekte, seks ve sansasyonu müziğe tercih etmektedirler.

            TRT'ye düşen görevler de vardır. "Reklam olur" kaygısını bir yana bırakıp Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi müziği iyi bilen prodüktörleri programlarında özgür kılmalıdır TRT. Prodüktörlerde şarkı listelerine ağırlık vermeli ve yeni yapıtları halka açıklamalı şekilde tanıtmalıdırlar. TV'de sabit dekorlar önünde yapılan programların yerini, şarkıların ruhunu yansıtan canlı görüntüler almalıdır.

            ...Ve müzik basınına düşen görev en büyüktür bu konuda. Kağıt zammı ve tiraj kaygıları müzik konularını, araştırmalarını ve haberlerin ikinci hatta üçüncü plana itmiştir bu gün.

            Müzik dünyasında bu sorumsuz ve başıbozuk gidişin elbirliği ile önüne geçmek için ona hizmet eden bilgili, bilinçli ve iyi niyetli beyinlerin el ele vermesi şarttır.

            Bu birlik ve çabayı göstermezsek birkaç yıl sonra çocuklarımızın orada burada duyduklarıyla oluşmakta olan müzik zevki karşısında hayretten ağızlarımız bir karış kalacaktır.

            Yukarıda okuduğunuz satırlar bize mektup gönderen Erol Evgin'e aitti. Okuduk, bir kere daha okuduk, baktık ki, bir süreden beri aynı şeyleri düşünüyoruz, yayınlayalım dedik. Alttaki imza Doğan Şener'in de olsa Erol Evgin'in de olsa sizlerin şu anda aynı şeyi düşündüğünüzü hissediyoruz.

            "Eline sağlık Erol !
            Sevgilerimle... Saygılarımla...



Yazarımızın sitemizde yer alan yazıları :

Sözünü tutmadın koca Sevinç Tevs