B İ R Z A M A N L A R   F O R U M U
:: ÇALINTI MI ALINTI MI ?
HAKAN TOK

            Eski şarkılar kıymete binip gündeme geldikçe, yeni nesilden eski şarkıları sevenlerin sayısında da gözle görülür bir artış oldu. E haliyle bu konuda ahkam kesenlerin sayısında da. Yıllardan beri duyduğum ama son zamanlarda daha bir sık duyduğum bir peşin hüküm cümleciği de özellikle bu ahkam keser eşrafın dilinde pelesenk oldu her nedense. "Yabancı şarkıları Türkçe söz yazarak söylemek taklitçilik ve hırsızlıktır !" Kerameti kendinden menkul bu peşin hükme kanaat getirenler o denli ilerletmiş ki işi şaşılmayacak gibi değil. Günün birinde internette seyrederken tesadüf eseri bir amatör sayfaya düştü yolum. Sayfayı hazırlayan arkadaş, özgeçmişini de ziyaretçilerine bahşetmişti ve anlıyorduk ki radyo programcısı (ya da sunucusu), vj gibi vasıflar taşıyan, yani neresinden baksanız camiaya kıyısından ucundan yüz sürmüş bir arkadaştı. Sayfasında "çalıntı şarkılar" diye iddalı bir bölüm de yapmış. Merakla girdim. İşte bildik Tarkan, Mustafa Sandal vs. şarkıları yazılmış, birkaç yalan yanlış şey daha, orası mühim değil. Ama gördüğüm şu cümle karşısında kelimenin tam anlamıyla "dumur" oldum: "Ajda Pekkan : Bütün şarkıları yabancı şarkılardan çalıntıdır. Üstelik utanmadan şarkıların altına kendi imzasını atmıştır !" Bu veyahut buna benzer birkaç cümle daha ! Üşenmedim mail gönderdim söz konusu şahsa. “Arkadaşım Ajda Pekkan'ın plaklar üzerinde 300'e yakın şarkısı vardır ve ne söz ne de müzik hanesinde bir tanesinde bile Ajda Pekkan yazmaz.” dedim. O da bana cevaben "Hayır, benim elimde Süperstar plağı var size, scan edip gönderebilirim bütün şarkılarda Ajda Pekkan yazıyor" şeklinde bir mail gönderdi ki ben bu mailleşmeyi sürdürmenin beyhudeliğine o dakika kanaat getirdim.

            Bu bir şaka değil. Buna cehalet demek de doğru değil, çünkü her ne kadar herkes Ajda'nın şarkı yazarı olmadığını ve hiçbir zaman olmayacağını bilse de (bir gün vahiy gelirse o ayrı!), yukarıda anlattığım türevde düşünen arkadaşların sayısı inanınız az değil. Yani yabancı bir şarkıyı kendi dilinizde sözlerle söylemek bir çok kişinin nezdinde "hırsızlık" olarak kabul görüyor nedendir bilinmez.

            Bir kere yabancı şarkılara Türkçe söz yazılması hadisesinin sözsüz bir besteye söz yazmaktan çok daha çetrefilli bir iş olduğu gerçeğini hatırlatmak isterim. Bugün "ne var işte, yabancı şarkıyı araklamışlar" diye kestirip attığımız o şarkılar için ne denli ciddi bir emek ve mesai sarfedildiğini göz ardı edemeyiz. Fikret Şeneş ya da Ülkü Aker'in yazdığı şarkı sözlerinin büyük çoğunluğu, şarkıların orijinal nota dizimleri bozulmaksızın yerleştirilmiş Türkçe kelimeler ve cümlelerle kurulmuştur örneğin. Ve doğrusu da budur. Yakın tarihten bir örnek vermek gerekirse, Aysel Gürel'in Sezen Aksu için yazdığı ve bugün piyasada rahatlıkla bulunabilecek "Sarışın" ve "Beni Yak"ın orijinallerini ve Türkçelerini dinlerseniz, şarkıların Türkçeleştirilirken nasıl bir deformasyona uğradıklarını görebilirsiniz (Aranje ve yorumdan değil, orijinal nota dizimlerinin yer değiştirmesinden söz ediyorum yalnız) .Oysa yetmişlerde ve altmışlarda yapılmış şarkılarda çoğunlukla orijinal şarkılara birebir sadık kalınmıştır. Kalınmıştır ama bunun da çok kolay bir şey olduğunu düşünmeyiniz. Eğer prozodinin doğru olması gibi bir de kaygınız varsa, en basit şarkı için bile çok ama çok uğraşmanız gerekecektir. Her cümledeki hece kesimlerini, uzayan ve nağmelenen heceleri tesbit edecekseniz önce, sonra o hecelerin açık veya kapalı oluşlarına göre doğru harflerle biten kelimelere dönüşmesini sağlayacak ve bulduğunuz tüm bu kelimelerin bir mantıklı, kurgusal bir bütünlüğü olan ve doğru bir Türkçeyle ifade edilmiş bir hikaye olarak ortaya çıkması için çaba harcayacaksınız. Üstelik yazdığınız bu hikaye kolay dile düşecek, ticari ya da sanatsal başarı kazanacak bir üslup da taşıyacak. Bütün bunlar çok ince bir zeka, çok kıvrak bir kalem ve başta da söylediğim gibi çok ciddi bir mesai gerektiren işler. Telif ödenmiş ya da ödenmemiş bu, dünyanın her yerinde üreten insanların değil, üretileni pazarlayan ve üretenlerin haklarını koruyan firmaların sorunudur. Altmış ya da yetmişlerde aynı yabancı şarkıları Türkiyede basan bir çok firma, şarkıları Türkçe olarak da bastı. Hangi birisi "Yahu ben bunun yabancısını da satıyorum, bunun telifi n'olucak ?" diye sordu ki o zamanın söz yazarları sorsun ? Kaldı ki bir şarkıya başka bir dilde söz yazmak tüm dünya üzerinde sıkça uygulanan ve kabul görmüş, çok da işe yarayan bir yöntemdir. Tek bir örnek vermek isterim bu konuda. Hepimizin bildiği "If You Go Away" orijinalinde Jacques Brel tarafından seslendirilen Fransızca bir şarkıdır ancak İngilizce versiyonuyla dünya çapında bir hit olmuştur. "Hırsızlık" diye tabir edilebilecek şey nedir, onu da bir örnekle açıklayayım : Geçtiğimiz yıllarda Hakan Peker tarafından söylenen "Karam" adlı şarkı birebir bir Yunanca şarkının Türkçe versiyonudur ve hatta şarkı, 1998 yılında "Greek Music-1" adıyla Sony Müzik tarafından Türkiye'de yayınlanmış bir toplama albümde de yer almaktadır. Oysa Hakan Peker'in "İlla ki" adını taşıyan söz konusu albümüne bakarsanız şarkının bestecisi Murat Başaran olarak gözükmektedir. İşte bunun adı hırsızlıktır.

            Son bir not daha. Eğer şarkının orijinal bestecisi bulunamadı ya da besteciye ulaşılamadı ise "besteci" hanesine "anonim" yazılabilir. Bu kanunidir. Belirli bir teminat yatırılır telif firmalarına ve eğer besteci ortaya çıkarsa telif bu teminatla ödenir. Kimi zaman "anonim" yazılan şarkılarla ilgili de böyle iddialar atılıyor ortaya çünkü, bunu da belirtmek istedim.

            Bana katılan ve katılmayan herkesin yorumlarını bekliyorum.

Bu yazı ile ilgili görüş bildirmek için yandaki formu kullanabilirsiniz.
Yazılan yorumları okumak için tıklayın.

 













İsminiz :
E-mailiniz :
Mesajınız :

Diğer tartışma konumuz