B İ R Z A M A N L A R   F O R U M U
:: CANDAN ERÇETİN, YONCA LODİ, 
AŞKIN NUR YENGİ VE DİĞERLERİ

HAKAN EREN

            Sevgili Naim Dilmener, yeni albümler ile ilgili olarak yazdığı için, eminim ona sormuyorlardır "Yonca Lodi'yi nasıl buldunuz ?" veya "Candan Erçetin, Ben Böyleyim'i söylemiş, beğendiniz mi ?" diye. Ben bu tür sorularla sıkça karşılaşıyorum, çünkü gazetelerde yazmadığım, ya da sitemizde yeni albümler hakkında görüş bildirmediğim için, herkes ne diyeceğimi merak ediyor. Arada radyo programlarımda birkaç kelime ile eleştiriyorum ama onu bile çok acımasız buluyorlar nedense. Ben de en azından sitede bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Ben bu durumu sizlerle paylaşırken, siz de bu yazının altında yeni eklenen bölüme, kendi görüşlerinizi belirtin. Eminim, sizin de bu konuda soyleyecek epeyce şeyiniz vardır.

            Konuya en baştan başlayalım. Pop müzik geçmişimizde, "Aranjman" olarak tabir ettiğimiz Türkçeleştirilmiş şarkıların büyük bir ağırlığı vardır. Bunlar arasında başarılı olanlar zaten sevilmiş, herkes tarafından duyulmuş, diğerlerinin ise sadece adları yadigâr kalmıştır. Başarılı olanlara en iyi örnekler Ajda Pekkan, Ayten Alpman, Nilüfer ve benzerlerinin yaptıklarıdır. Bu anlattıklarıma bir örnek vermek gerekirse, en başta "Memleketim"i saymak gerekir. Bu şarkı ilk piyasaya verildiğinde tutmamış ama, sonra da kıyameti koparmış. Üstelik aynı melodiye Fikret Şeneş ile birlikte Bora Çakır da söz yazmış. İkincisini, Müşerref Tezcan (Akay) plak yapmış. Bir örnek yetmediyse devam edelim, bu konuda uzun listeler bile oluşturabiliriz: "Sensiz Yıllarda" Fikret Şeneş'in sözleriyle başarılı olmuş. Ülkü Aker'in sözleriyle "Sensiz Yaşanmaz" (Ayla Dikmen) başarılı olmamış. "Ağlama Yarim"de tutma sırası bu sefer Ülkü Aker'e gelmiş. Ama Tuğrul Dağcı (Oktay Yurdatapan) sözleriyle Yeliz'in "Bahar Yağmuru" şeklindeki yorumu onun kadar başarılı olamamış. Biraz önce söylediğim gibi, örnekler uzatılabilir. Ama mesele sadece sözlerin başarısıyla bitmemiş, yapılan adaptasyonun, Türk halkının ağız tadına uyup uymaması da bu işin önemli bir noktası olmuş. İşte meselemizin özü burada başlıyor. Bu şarkıların başarısı, yazılan Türkçe sözlerin yanında, yapılacak düzenlemeye ve yorumlayacak isme de bağlı olmuş. Bunun için de sizlere yüzlerce örnek verebiliriz. Ama bu konuda kısaca Norayr Demirci demek her şeyi özetleyebilir. 70'li yıllarda yapılan ve tutmuş tüm aranjmanların altındaki imzaya bakarsınız, bunların büyük bir kısmının altında Norayr Demirci damgasını görürsünüz. Pop Müzik tarihimizde öyle şarkılar var ki, şarkının orijinal hali, bunların yanında resmen yaya kalmış. "Kimler Geldi Kimler Geçti", "Memleketim", "Son Verdim Kalbimin İşine", "Bu Ne Dünya", "Sev Kardeşim"... Bu şarkıların bir kısmı, yapılan düzenlemeler, bir kısmı ise yazılan başarılı sözler nedeniyle orijinal versiyonun önüne geçmiş.

            Kısa bir tarih dersinden sonra günümüze gelelim. Günümüz sanatçıları, yeni albümlerine, bazen beste sıkıntısından, bazen de tüm kuşaklara hitap edebilmek adına, dillere düşmüş veya gölgede kalmış eski şarkıları da dahil ederek başarılı olmak istiyorlar. Buna kimsenin bir itirazı olmamalı. Bu konuda hem ben, hem de Naim Dilmener her isteyene yardımcı oluyor, bu hizmeti birçok sanatçıya seve seve veriyor, arşivlerimizi açarak onlara her konuda danışmanlık yapıyoruz. Bizim görevimiz burada bitiyor. İşin bundan sonrası (stüdyo aşaması dahil), tamamen bizim dışımızda gerçekleşiyor. İşin sonucunda, bazı şarkılar oldukça keyifli bir hale gelebiliyor, bir kısmı ise, bizi "Yapılmasaydı daha iyi olurdu." noktasına getirip bırakıyor. "Bu şarkıyı neden şu adama - kadına önerdik ki ?" diye kendimize kızdığımız bile oluyor. Bu konuda örnek vermemi beklemeyin benden, piyasayı karıştırmanın alemi yok. Bir şarkıyı, bir sanatçıya önerirken hangi kıstaslardan yola çıktığımı merak edenleriniz olabilir. Aslında bu konuda, farkında olarak ya da olmayarak, herkes bir fikir yürütmekte zaten. Bir eski şarkıyı dinlerken hiç mi içinizden "Ah bu şarkıyı Aşkın Nur Yengi okusa ne güzel olur" diye geçirmediniz ? İşte bizlerin de yaptığı, genel olarak böyle bir ruh halinden yola çıkmak oluyor. Bizim farkımız, bu düşündüklerimizi gerçekleştirebilmek ve hayata taşıyabilmek için elimizde bir imkân bulunuyor olması.

            Bu şarkıların başarılı olup olmayacakları; büyük çapta, günümüz sound'una transfer becerisine ve şarkıcının yorumuna bağlı olmakta. Şarkı için bir şey söylemek zaten mümkün değildir. Şarkı zamanında sınavını vermiş, hatta bu kadarla kalmamış, bunca zamanı bile ayakta kalarak günümüze kadar gelmiştir. Bu tür şarkıları günümüze taşırken yapılan en büyük hata, şarkıların boydan boya elektronik bir hale getiriliyor olmasıdır. Bu konuya, dinleyiciler çok sıcak bakmamakta. Ağır seviyede elektronik alt yapı, zamanında doğal halleri ile çok sevilmiş bu şarkılardan geriye ruh namına bir şey bırakmıyor. Hem Nilüfer hem de Ajda Pekkan, bu yolla yapılan yeni albümleri ile çok başarılı olamadılar. Nedeni çok basit: Bu şarkıları sevenler, akustik olarak yapılan düzenlemeleri nedeniyle sevmiştir. Ajda ve Nilüfer aynı şarkıları orijinal halleriyle piyasaya verseydiler en az 4 katı daha fazla satış yaparlardı, üstelik maliyetsiz - masrafsız bir şekilde. Yeniden yorumlanacak bir şarkıya yapılacak düzenleme eskisinin tamamen aynısı olsun da demiyorum ama, tıpkı yıllar önce aranjörün yaptığına benzer bir şeyler yaratılmasından yanayım o kadar. Bakın benim bu konuda en başarılı bulduğum Yeşim Salkım'ın yapmış olduğu "Kavanoz Dipli Dünya"dır. Veya Candan Erçetin'in "Unut Sevme Beni"sidir. Nalan'ın yapmış olduğu "Zalimin Zulmü", Nazan Öncel'in "Yağmur Duası" albümünden kopya olduğu için, Göksel'in yaptığı "Günün Birinde" Neşe Karaböcek aranjmanına dokunulmadan yani yeni bir şey eklenmeden tekrarlandığı için bence başarılı sayılmazlar. Bu şarkıların sadece piyasaya çıkış zamanı çok iyi ayarlanmıştı, yalnızca bu kadar.

            Son zamanlarda yayınlanan yeni albümlere bakarsak; genç kuşak sanatçıların hemen hemen hepsinin, albümlerinde eski şarkılardan bir ya da iki tanesini yeniden yorumlamaya çok meraklı olduklarını görmekteyiz.

            Yonca Lodi'den başlayalım; ilk albümünde yer verdiği "Memleketim" ilgi görmedi ama "Büklüm Büklüm"le bu sefer şeytanın bacağını kırdı. Fakat bana sorarsanız, Yonca sesine duygu katmamış bu şarkıyı söylerken. Bağırmakla, şarkıyı hissederek okumak aynı şey değil. "Büklüm Büklüm"ü bilmeyenler oldukça etkilenmiş olabilir ama şarkıyı bilenlerin çok şey hissedemediğini düşünmekteyim. Candan Erçetin son iki albümünde yer vermek isteyip de bir türlü başaramadığı Ayten Alpman şarkısı "Ben Böyleyim"i nihayet bu yeni albümünde seslendirdi. Ne çok güzel olmuş ne de kötü. Albümün genel olarak başarılı olduğunu söyleyebilirim ancak. Aşkın Nur Yengi ve Teoman'ın paylaşamadığı şarkı daha önceleri Özdemir Erdoğan, Hümeyra ve Ajda Pekkan'ın sesinden dinleyip sevdiğimiz "Sevdim Seni" adlı şarkı oldu. İkisi de oldukça farklı bir düzenlemeyle şarkıyı albümlerine koydular. Şarkı o kadar güzel ki her yola gelebiliyor. Ben Aşkın Nur Yengi'nin versiyonunu daha çok sevdiğimi belirtmek isterim.

            Bu tür yorumlar uzar da uzar... Ben beğenirim siz beğenmezsiniz, siz beğenirsiniz ben beğenmem. Benim düşüncülerimi öğrenmiş bulunuyorsunuz, sıra sizde. Bakalım bu konuda siz neler söyleyeceksiniz ? Bekliyoruz.

Bu yazı ile ilgili görüş bildirmek için yandaki formu kullanabilirsiniz.
Yazılan yorumları okumak için tıklayın.

 













İsminiz :
E-mailiniz :
Mesajınız :