Ç A K I L  T A Ş L A R I



Sinan Doyan
 
TÜRKİYE'Yİ DISTORTIONLA TANIŞTIRAN ADAM

            1972 yılında, dönemin en uç noktalarında gezinen müzisyenleri bir araya geliyor. O yıl müzikal yaşamına son veren “Bunalımlar” grubundan Aydın Çakuş (gitar) ve Nur Yenal (davul), yine aynı yıl silah altına alınan Barış Manço’nun lokomotifliğinde, raylar üzerinde gezinen Kurtalan Ekspres’ten Özkan Uğur (bas gitar) ve tabii ki Erkin Koray. Böylesine zımba gibi bir kadrodan çıkacak olan eser de tabii ki bekleneni verecektir; "Hor Görme Garibi / Züleyha".

            A.Nail Bayşu, İsmet Sıral, Suat Sayın ve Neşet Ertaş gibi müzik filozoflarıyla 60'lı yılların ortalarından beri iç içe olan Orhan Gencebay, deneysel tavırları ve o yıllarda "serbest çalışma" olarak nitelendirdiği besteleri, ayrı ayrı kulvarlarda da gezinseler de dostluk tohumlarının, müzikli yılların başında atıldığı kadim dostu Erkin Koray’ın da nazar-ı dikkatinden kaçmıyor. Birbirlerine birkaç parçalarında eşlik etmenin ötesinde bir müzik beraberliğine de girmediler. Ama ani bir kararla yukarıda saydığımız kadroyla kurduğu "TER" grubunun ilk ve son 45'liği olan "Hor Görme Garibi / Züleyha" müzikal açıdan bırakın 1972'yi, böylesine canavarane bir düzenlemeyle günümüzde bile rastlamak çok zor.

            "Taş Var Köpek Yok / Yeter Artık Kadın", "Kınalı Gelin / Güzel" ve "Bunalım / Başak Saçlım" isimli üç 45’likle kendilerine underground kulvarda sağlam bir zemin döşeyen Aydın Çakuş ve arkadaşları yaptıkları müzik ve sergiledikleri underground yaşam ile hasımları "Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü"nden hiç de geri kalmıyorlardı. Özkan Uğur da aynı uçukluğu "Kaygısızlar"da yaşamış, "Kurtalan Ekspres" ile de müziğin akademik ve deneysel yönlerini keşfetmiş.

            1972 yılının müzikal çizgi ve yapısını incelersek bu 45’liğin çoğu yabancı menşeili grubu solladığının görürüz; distortision bir elektro-gitar, gümbür gümbür durmak bilmeyen bir bas gitar ve lokomotif gibi işleyen bir davul. "Hor Görme Garibi" artık klasiklesmiş bir Orhan Gencebay bestesi. Kendi yorumunda arabesk dışı deneyler var. Sazın gitar gibi ritm atması ve flüt kullanımı gibi. "Züleyha" da diğer parça kadar speed olmasa de grubun performansının doruklarda gezindiğinin somut bir göstergesi olarak ikinci yüzeyde yer almış. 45'liğin akabinde grup aynı yıl Ankara Festivali'ne katılır. Seyircilerin arasında dağıtım izninde olan Barış Manço'nun da olduğu konserde Üç Hürel ve Rana-Selçuk Alagöz kardeşler de sahne alan diğer gruplardı.

            Ne yazık ki bu birleşme tek bir 45’lik ile sınırlı kalıp dağılmayla sonuçlanacaktır. Düzenleme ise Rock tarihimizin başucu eserlerinden biri olarak müzikseverlerin hafızasına kazınacaktır.

            Erkin Koray'ın müzikal açılımlarını incelediğimizde sadece Orhan Gencebay ve türevinden etkilenmediğini göreceğiz. İlk dönemlerinde katıksız Rock’n Roll icra ederken zamanla kendi özünü bulan Erkin Koray'a her tür müzik etki etmiştir. O yıllarında konserlerinde Rolling Stones veya Atomic Rooster çalarken sololarda kendisi de çalıyordu aynı zamanda. Çaldıklarını yaşadıklarıyla özdeşleştiren apayrı bir müzik adamıdır o. Bugün de öyle. Tek başına çalmasının veya geçici kadrolarla sahne almasının yegane nedeni kendisine ayka uyulamamasıdır. Yepyeni bir albümün yakın zamanda çıkacağını öğrendiğim bu yaşayan efsaneye buradan selamlar, sevgiler.