Ç A K I L  T A Ş L A R I



Sinan Doyan
 
KOZAN DAĞI'NIN ETEĞİ

             Geçmiş yıllara dönüp baktığımızda, popüler müziğimizi oluşturan sanatçı ve müzik türleri arasından, söyleyiş biçimi, davranışı, ifade etmek istedikleri ve en önemlisi belirgin bir tavrının olması özelliklerini bünyesinde taşıyan ve bunu yıllardır iidame ettirebilen birkaç sanatçı ve topluluktan bir tanesidir ERSEN & DADAŞLAR.

            Shadow, Cliff Richard dinleyen ve babası ile müzikle daha çocuk yaşta Ersen Dinleten'in makus talihi bir İzmir konseri sonrası Cem Karaca ile tanışmasıyla kökten değişir. O Yıllarda "Bunalımlar" grubunun da menejerliğini yapan Cem Karaca, Ersen'in ilk 45'liği "Olvido / Ak Güvercin"in mimarıdır da. Bir İspanyol sanatçıdan Ersen'i ayıran tek özellik lisanıymış meğer. Daha "Kardaşlar" kurulmadan Ünol Büyükgönenç'i Ersen'e eşlik ederken görüyoruz bu şarkılarda.

            1970 başları. Ersen'in patlamasına ramak kalmıştır. Bir turnenin ayağında Giresun'da konserdedir. Bir öğretmen konser sonrası Ersen'in yanına gidip "Daha yolun başında olduğun belli ama çok değil, kısa zaman sonra oldukça ünleneceksin." der bir kâhin edasıyla.

            Bir ara "Moğollar" sayfası açılır; Murat Ses henüz ayrılmamıştır. Tek bir 45'likte hem sesini hem de baba yadigârı kemanını kullanır, "Ternek / Haliç'te Güneşin Batışı". Birkaç konser sonrası tek başına üç 45'lik daha çıkarır Anton Şoris hesabına. Sonuncu 45'lik ilginçtir, aynı firmada olmalarının rahatlığıyla dönemin süper gruplarından Üç Hürel eşlik eder "Dertli Kaval" ve "Beni Hor Görme" şarkılarına. Aynı yıl Üç Hürel, hem Alpay'a hem de Nesrin Sipahi'ye birer plaklarında eşlik ederek ilerisi için sağlam bir zemin hazırlamıştır.

            Ve kaçınılmaz şöhret, Moğol Taner Öngür, Kardaş Seyhan Karabay ve Bunalım Hüseyin Sultanoğlu eşliğinde Ersen'i bugünlere sırtlayan en önemli çalışması "Kozan Dağı / Kara Yazı" 1972 yazında plak raflarını süslemeye başlar. Çarpıcı sözler, akılda kalıcı melodisi, Ersen'in kendine has yorumu ve müzisyenlerin inanılmaz performansları. Bu 45'lik aynı zamanda Ersen'in kendisine has sesgörüsünün de su yüzüne çıkıp günümüze ulaştırdığı parçası olur. Parça uğurlu gelir ve kaçınılmaz olarak Moğollar ile birleşir, Murat Ses yoktur. Konserlerde grubun fanatikleri her ne kadar Ersen'i Murat Ses'in yerine koyamayıp itiraz etseler de, Ersen'in grubun alışılagelmiş soundunu değiştirdi bir gerçek. "Sor Kendine / Garip Gönlüm" 45'liğinde grubun klavyesiz, sadece bas gitar ve davul ağırlığında yol aldığını görüyoruz. Zaten Moğollar bundan sonra da bu sesgörüsünü kullanacaktır.

             1972 sonbaharında Seyhan ve Cem arasında yaşanan tatsızlık hem Moğollar'ı hem de Kardaşlar'ı, hem de Ersen'i hiç beklenmeyecek şekilde etkiler. Gruplar yıldırım hızıyla takas edilir, çıkan sorunlar; eski dostlukların kalıcı olması gerektiğini ispatlarcasına ortadan kaldırılır ve Kardaşlar-Ersen'in ilk ürünü "Çakmağı Çak / Güneşe Dön Çiçeğim" 1973'de piyasaya verilir. Ardından çıkan "Metelik / Yine Seni Tanırım" 45'liği ile artık yerleri sağlamlaşmıştır.

            1974 ortalarında Kardaşlar kendi yollarını çizmek üzere kariyerlerine solistsiz devam etmeye karar verirler. Ve Ersen kariyerinin en parlak döneminin temellerini atar Dadaşlar'ı kurarak. Fehiman Uğurdemir (gitar), Taner Öngür (bas), Kılıç Danışman (klavye), Mehmet Gözüpek (davul) olarak ilk kadro ile "Bir Ayrılık / Yedin Beni" kaydedilir. "Döne Sevdiğim / Derman Bulunmaz", "Dostlar Beni Hatırlasın / Üç Kız Bir Ana", "Gafil Gezme Şaşkın / Güzele Bak Güzele" 45'likleri üstüste gelir. Ersen-Dadaşlar artık bir ekol olmuşlar ve bu türde diğerlerinden rahatlıkla sıyrılabilen bir sound oturtmuşlardır. Ersen 1976'ya kadar olan süreçte Anadolu Pop ağırlıklı çalışmalarını başarı ile sürdürür. 1977 ile beraber "Gurur / Kalbimdeki Acı" 45'liği ile yepyeni bir söylem ile dinleyicilerinin karşısına çıkar. "Ömür Biter Yollar Bitmez / Yalvarırım Dinle" 45'liğiyle de artık bu türü iyice benimsediğini ispatlar, ki 1978 yılında piyasaya çıkan ilk stüdyo LP'si "Bu da Bizlerden", Anadolu Pop kavramından fersah fersah uzaklardadır.

            Buraya kadar anlattığım dönem aslında Ersen'i bugünlere taşıyan ve Anadolu Pop türünün ülkemizde ne derece yaygın olduğunun somut bir göstergesi dönemdir. Başlangıç miladının Tülay German'ın "Burçak Tarlası" olduğu farzedilen bu tür, 70'li yıllarda teknik donanımın en geride olduğu ve popülist olma eğilimlerinin neredeyse sıfır olduğu bir dönemde altın çağını yaşamış ve "gerçek" müzisyenliği tüm ülkeye göstermiştir; "popülist olma eğilimi"ni açarak, o yıllarda ne TV, ne klip, ne bir tanıtım ne de el tutan vardı. Sadece ve sadece ruh vardı, saygı vardı. Böylesi bir ortamda Anadolu Pop yükseldi ve 70'li yılların nostaljik anılarında belleklerimizde yer etti.

            Ersen bugün müzikten tamamen kopmuş durumda. Bir albüm veya şarkı bestelemek eğliminde de değil. Göztepe'deki evinde sakin ve mütevazi bir yaşam sürüyor. Yakınlarda adını bilmediğim bir firmadan derlemeleri çıkacak. 60'larında sonlarından 80'lerin başına kadar olan dönemi anlattım, sonrasını bir başka kalemde yazarız.