TANRI KRALİÇEYİ KORUSUN

01.jpg (7968 bytes)O en buğulu sesiyle söylediği şarkılarla akşam batmakta olan güneşi evimizin pencerelerinden içeriye süzdürüyordu... Şarkı serüvenine başladığında belki de avaz avaz şarkı söylemeyi kendine ilke edinmişti çoktan.

Önce yaşadığı şehirde -İzmir'de- ufak tefek deneyimler yaşamıştı şarkı söylemek adına. Oturduğu evin bulunduğu caddedeki Maya Pastanesi'nde şarkılarını dinletmek için çok yalvarmıştı ama genellikle "Sezen, bırak bu işleri.." yanıtını alıyordu...

Daha sonra herkese kapılarını açmakta bonkör olan şehrimiz belli ki Sezen'i de taşı toprağı altın diyerek cezbetmişti. Ve işte ondan sonradır ki Minik Serçe olarak hayatımızdaki yerini aldı..

Minik Serçe, Ağlamak Güzeldir ve Firuze'de sanat müziği makamlarıyla karışık şarkılar söyledi Sezen'cik... Özdemir Erdoğan'la, Livaneli'yle, Onno Tunç'la güzel çalışmalar gerçekleştirdi. 80'li yılların ikinci yarısında Sezen artık "Geri Dön", "Sen Ağlama" diyerek biraz da arabesk bir tabana hitap ediyordu aslında... Daha sonra 02.jpg (11421 bytes)pop müziğin zirve albümleri Git, '88, Sezen Aksu Söylüyor ve Gülümse geldi. Sezen artık hem ekol olmuştu hem de yanındaki çıraklarını birbir piyasaya sunuyordu... Aşkınlar, Leventler, Sertablar böyle doğdu..

Daha sonraları adı beste fabrikatörüne çıktı... Çok çalkantılı bir hayatı vardı aslında... Aşkları onun bestelerine hemen yansıyordu... Uzay Heparı'nın sonra "Küçüğüm" bir Uzay şarkısı olarak belleklere kazınmıştı. Delin Kızın Türküsü, Sezen'in bildik formatından ayrıldığı ilk albümüydü aynı zamanda.

Daha sonra Işığı doğudan yükseltti. Daha değişik bir Sezen'le karşılaştık... Daha sonra Onno ölünce Sezen yine bir ara döneme girdi, vokalistlerine verdiği şarkılardan bir albüm de kendine yaptı: Düş Bahçeleri.

O hep yaşadıklarını şarkılarına yansıtıyordu. Nitekim 1996'da Onno Tunç bir uçak kazasında yaşamını yitirince hem pop müzik piyasası ama en çok da Sezen yastaydı. Sezen , Levent Yüksel'in 2.kasetinde seslendirdiği "Ötme bülbül ötme / Can ayazda kışta / Sen gönül terketme / Şarkılar şiirler yasta" şarkısıyla Onno'ya ağıtını yakıyordu.

Bu arada megastar payesinin tohumlarını atacak olan Tarkan'a da "Şıkıdım"ı yaparak hem popüler müzik piyasasını alt-üst etti hem de Tarkan'ı bugünlere taşıdı. Her ne kadar daha sonra yolları ayrılsa da.

03.jpg (9242 bytes)Sonra yolu Goran Bregoviç'le kesişince "Düğün ve Cenaze" doğdu... Bu albümde çok kaliteli şarkılar olmasına rağmen Sezen yerden yere vuruluyordu...

Daha sonra Serçe dayanamadı ve ekole geri döndü. "Adı Bende Saklı"yla hem eski dinleyicilerini selamladı hem de eleştirilere yanıt verdi. Burada olduğunu bir daha gösterdi. "Keskin Bıçak"lı Deliveren albümü ile de yola devam edeceğini belirtti. Ve ardından avaz avaz söylediği "Şarkı Söylemek Lazım" geldi.

Sezen 1996'da Cumartesi anneleri için "Ah ben anayım / Yanmaz canım / Dışardan / Kora koysalar / Ümidimi kaybedemezsiniz / Ölsem de / Ahım tarihi yaralar" şarkısını yaparak toplumsal konulardaki duyarlılığını gösterdi. Ardından Diyarbakırlıları Gülümse'yerek selamladı... Şimdilerde ise Türkiye şarkılarıyla Avrupa'nın kapılarını sanatla aralamak derdinde Serçe'miz.

Ne diyelim Tanrı Kraliçeyi Korusun


            UĞUR BİRYOL



Diğer konuk yazıları :

Sanatçılarla flört ettiğimiz zamanlar
Sevgi kuşun kanadında
Handan
Şarkılar, hayatımız ve izler