BİR İKONANIN RENGÂRENK ÖYKÜSÜ
UFUK ÇAKMAK yazdı

NAİM İ;DİLMENER
HÜR DOĞDUM HÜR YAŞARIM
Satın al


Dile kolay, 45 koca yıla yayılan, ilkler, birincilikler, mücadele, kavga ve aşklarla dolu bir yaşam. Bugün Ajda Pekkan, son hiti "Vitrin"de Sezen Aksu'nun çok güzel bir şekilde tasvir ettiği gibi "İçime attım ne varsa, anlamaya çalıştım herkesi" diyor kendi tarihinin özeti olarak. Yüzlerce kayıt, konser, turne, zirveler, ödüller, koyu hayranlar, sönmeyen spotlar… Çok az ölümlüye nasip olan böylesi uzun bir şöhreti, canını dişine takıp sürdürebilme gücü… Yıkılmamışlığı, ilkliği, en tepede olmayı koruyabilmek adına sürekli yenilik peşinde koşan bir tutku; yeni tarz denemeleri, estetik operasyonlar, filmler, şovlar, kabareler ve hatta fotoromanlarla dolup taşan, yurtdışı plak maceraları, yarışma başarıları ve başarısızlıkları, sürekli değişen plak şirketleri, jüri üyelikleri ile bir türlü dinmeyen, nefes almadan koşulan bir hayat… Daha doğrusu Naim Dilmener'in haklı olarak belirttiği gibi bir maraton Ajda Pekkan'ın yaşam öyküsü. Hakikaten içine atmış ne varsa.

Neydi Ajda Pekkan'ı Türk popunun en özel ikonası, şarkıcıların şarkıcısı, hatta "eleştirmenlerin şarkıcısı" haline getiren? Dilmener'in kapsamlı bir döküm sunduğu "Ajda Pekkan Kitabı", şarkıcının dönemlere ayırarak incelediği kariyerini belge, röportaj ve listelerle yıl yıl anlatıyor. Kitap hem meraklıların bulabileceği bonus tadında ayrıntılar, hem de pop tarihine yeni ilgi duymaya başlamış müzikseverlere hitap ediyor. Örneğin genç kuşak müzikseverler Ajda'nın uzun bir Yeşilçam kariyeri olduğunu öğrenince epey şaşırabilirler. Diğer yandan "Kimler Geldi Kimler Geçti"nin ilk başta Ajda tarafından hiç sevilmemiş olması gibi yüzlerce küçük eğlenceli detay Ajdakolikler için epey malzeme sunuyor. Pekkan'ın ilk çalışmaları, İlham Gencer tarafından keşfedilmesi, daha sonra sırayla gelen Regal, Philips ve İstanbul Plak dönemleri, Dilmener'in olgulara dayanarak ilerleyen pop-biyografisinin kimi parçaları. Dönüm noktası plakların (Sensiz Yıllarda, Hoş Gör Sen vs.) nasıl yapıldığı tanıklıklarla anlatılmış. Öne çıkan ilginç bir nokta Ajda Pekkan'ın bugün de olduğu gibi, hep kendi bildiği yolu izlemiş, en büyük tekliflere, en büyük prodüktörlere canı isteyince burun kıvırabilmiş bir şarkıcı olması. Zaten onun büyüsünün bir yanı da müziğiyle, estetikleriyle ya da anlaşılmaz laflarıyla olsun her zaman şaşırtmasında, önce yadırgatmasında ama sonunda mutlaka ikna etmesinde değil mi, diye içinizden geçiriyorsunuz kitabı okurken. Dilmener'in kitabı yanlı bir anlatı da değil. Ajda'nın, yazarın aleni Batı kökenli pop yanlısı ve öznel olmaktan kaçınmayan beğenisine göre 'yanlış' olan seçimleri, diğer kariyer hataları ya da kimi zaman piyasa doğrularını hissedemeyişi, net örneklerle anlatılıyor. Dilmener'in eğlenceyi eksik tutmadığı anlatımında her bir yıl, o yılı karakterize eden bir Ajda şarkısıyla başlıklandırılmış. Demek ki her yıla böylesine damga vurmuş bir tane varmış! Dönemler ise yine Dilmener'in matrak üslubuyla "ilkçağ, ortaçağ, yeniçağ, postmodern çağ" başlıklarını taşıyor. Ne de olsa popun tüm çağlarını solumuş bir figürle karşı karşıyayız.

Dilmener, okuru 'müzisyen ve şarkıcı olarak Ajda Pekkan' konseptinden fazla saptırmadan onun mesleki kariyerine odaklatma yolunu seçmiş. Kitap, renkli bir foto albüme benzer bir şekilde, anekdot anekdot, olay olay ilerliyor. Dilmener'in, o ünlü sözündeki gibi "pop oturup pop kalkan", hatta biraz naif, çocuksu bile denebilecek renkli bir deyişi var. Belli ki çok uzun çalışmaların ürünü olan kitap, yüzlerce basılı ve özel röportaja, tüm geçmiş pop dergilerinin incelenmesi gibi yoğun bir işçiliğe dayanıyor. Ajda Pekkan'ın 1968'te başlayan liste başı olmaları, plak plak, konser konser üst seviyelere tırmanışı, 70'lerden 80'lerin ortalarına uzanan bugün hâlâ aşılamamış başarıları, Fransa'da ardı ardına basılan çalışmaları, Japonca, Yunanca kayıtları, sadece Avrupa'da değil Mısır'dan İran'a, Amerika'dan Japonya'ya pek çok yerde konserler vermiş hatta çok eski değil 1990 yılına kadar Japonya'da plakları basılmaya devam eden bir şarkıcı olması ("Seni Seçtim") bu inişli çıkışlı hikâyenin parçaları.

Dilmener böylesine ayrıntılarla dolu zor bir öyküyü basit ve anlaşılır bir şekilde resmederken psikolojik yorumlara veya Türkiye'nin batılılaşma tarihinin bir okumasını yapmak gibi analizlere ya da okuru teknik olarak ürkütebilecek vokal özellik incelemelerine hiç yeltenmiyor. Belki de, Ajda herkesin kendine dilediğince pay ve özdeşleşme çıkardığı, çokyönlü ve çokyüzlü bir "ikona" olduğu için sübjektif sayılabilecek değerlendirmelere girmektense, belge ve plak yapım hikâyesi gibi olgusal ögelerin içinde kalmayı tercih etmiş, fakat sonuç olarak okuması zevkli ve sürükleyici bir öykü ortaya çıkmış. Aslında Ajda Pekkan pek çok açıdan incelenebilecek, kültürel calışmalar ve popüler müzik tarihi açısından bitmez tükenmez bir hazine. Bu kitap ilerde yapılacak, karşılaştırmalı, yoruma dayalı çalışmalar için de çok iyi bir malzeme sağlıyor, inanılmaz bir belge dökümü sunuyor. Türk popunun bugünlerdeki seviyesinden rahatsız olan ve eski, gerçek starların değerini bilmek isteyen müzikseverlere tavsiye edilir.

İlk uluslararası sanatçımız
Dilmener, Pekkan'ın günümüzde tamamen unutulmuş birçok yurtdışı başarısını anlatırken Türk popunun ilk uluslararası ve uzun süreli yurtdışı çıkartmasının Tarkan'dan otuz yıl kadar önce Ajda Pekkan tarafından, hem de çok daha fazla sayıda plakla ve uzun bir sürece yayılarak yapıldığını kanıtlıyor. "[Arda Uskan]: 'Bundan on beş gün önce Philips şirketinin stüdyolarına girip Türkiye için iki Türkçe plak dolduran sanatçımızı, şirketinin ilgilileri Fransa'dan önce İtalya'da üne kavuşturmak için çalışıyorlar.'… Philips'in Pekkan'ı yalnızca Avrupa'ya değil, büyüklüğü ve zenginliği her zaman dillere destan olmuş Japonya pazarına sunma isteğinde de olduğu, işin yapıldığı 1971 yılında değil ancak internet ile birlikte bilginin yaygın bir şekilde dolaşmaya başladığı 2000'lerde duyulur… İtalya için planlar yapılır, Almanya için plaklar kaydedilirken, Philips Pekkan'a meğer bir de Japonca söyletmiştir.

Kıyısından köşesinden pop tarihi
Dilmener, Pekkan'ın kariyerinde en büyük paya sahip kişilerin anılarına yer verirken pop tarihinin bilinmeyenlerine de ışık tutmuş. Sözlerinin Fecri Ebcioğlu'nca yaratıldığını sandığımız "İki Yabancı" şarkısının aslen Fikret Şeneş tarafından yazılmış olması gibi.

Memleketin en iyi giyinen kadını
"Pekkan çılgın punk saçları ve giyimi ile fuarın en çok ilgi çeken sanatçısı olur… ister 'sarı şifondan uçucu bir tuvalet' ister 'saten kumaştan saks mavisi bir mini' giysin, sonuç değişmez; sanatçı 'memleketin en iyi giyinen kadını' ünvanını boşuna elde etmediğini herkese gösterir." (s. 231)

Fikret Şeneş'in zoruyla
Dilmener'in Şeneş'le yaptığı özel görüşmede Ajda'yı Ajda yapan ünlü söz yazarı anlatıyor:"Kimler Geldi Kimler Geçti'yi yazdım, bitirince gösterdim ona, baktı, katiyen okumam dedi… Ben de başa şarkı yazmadım… İnadı tuttu ama ben de inat yaptım, başka şarkı yok dedim ve sonunda mecbur kaldı söyledi…" Dilmener şöyle devam ediyor: "Türk popunun en güzel şarkılarından birini, meğer Ajda Pekkan'dan çok Fikret Şeneş'e borçluymuşuz." (s. 130)

Hayır diyen kadın
"Best Of" ve "Diva" albümlerinde şarkılarını eski orijinal halleriyle yayınlatmak istemeyen ve günün altyapılarına göre coverlayan Pekkan, bir çok nostaljik projeye de "hayır" diyecektir. Onun geçmişin sararmış sayfalarında kalmaya hiç niyeti yoktur: "Pekkan bu tür projelere ['Gerçek ve Düş'ün Çiğdem Talu tribute albüme alınması] her zaman uzak durmuştur... Pekkan'ın ilk dönem şarkılarının yeniden yayınlanmasına rıza göstermemesi de aşağı yukarı aynı nedenlere dayanır. Geldiği noktadan geriye dönüp baktığında eski vokal biçimini beğenmemekte, 'acemice' olduğunu düşünmektedir. Bir başka sebep de… Süperstar bu tür 'saygı-sevgi' işlerin herkes gibi yaklaşmamakta, 'Yok!' demekten çekinmemektedir."

Anlaşılmaz sözlerin Ajda'sı
"Ekstrem tenakuzlar içindeyim" gibi hafızalarımıza yer etmiş, yarı Osmanlıca, yarı Fransızca, ve epey bir kafa patlatma gerektiren karmaşık sözler ustası Ajda Pekkan, kitapta alıntı yapılan bir röportajda politikaya atılmayı düşünüyor musunuz şeklindeki bir soruya bakın nasıl yanıt veriyor: "Ben zaten şu anda politika yapıyorum, daha ciddi boyutlarda yapmayı düşünmüyorum."(s. 250)