Gece, açıkhava gazinosu ve her daim yıldızlar..


Sunuculuğunu Hakan Eren'in, DJ'liğini de onunla birlikte Mehmet Teoman'ın yaptığı "Herıld Yani" gecesi bir "nostalji gecesi" ziyafetinden daha ziyade -belki de ilk kez- bir açıkhava mekanında, Parkorman'da gerçekleşen özel bir geceydi. Dilerseniz en baştan, Hakan'ın geceye "Sertab'da gelecek, yer ayırtmış" mailiyle başlamak istiyorum (Pekala, heyecanlanmadım da değil hani bir taşla iki kuş misali:) Bu geceyi iki haftadır Tamba Tumba'da anons ediyordum ama zamanın da bu kadar çabuk geçmesine şaşırmıştım doğrusu! (evet ben de bir insanım pekala yaşlanıyorum). Zeliha Sunal ve orkestrasının sahne alacağı yazıyordu tanıtımında ama beni asıl heyecanlandıran "sürpriz sanatçılar" kısmıydı..

Kapıda rastladığımız Radyo Nostalji standı ve hediyesi kokartın sevimliliğinden sonra (Tabii bir nostalji gecesinde mini mini eteklerle içeride sigara satan kızlar kimin fikriyse, tebrik etmek lazım!) içeriye girdik ve bize gösterilen ayak masasında yerimizi aldık. Hava karardıkça sahnenin önünde yaklaşık 30-35 yemek masası ünlü-ünsüz bir sürü insanla dolmaya başlamıştı. Yaratılmak istenen açıkhava gazinosu konsepti hoş gözüküyor, buna rağmen izleyici profilinin orada çok da bilinçli yer almadığı izlenimini uyandırıyordu. Ne de olsa hep kapalı mekanlara "tıkışmaktan" memnun değil miydik biz aslında! Misafirleri karşılayan 'parti babası' Mehmet Teoman'ı ilk kez Ajda-Sezen Show çekimlerinde görmüştüm. Ayşegül Aldinç'le olan "Hastane" düetini ilk duyduğumda ne kadar uyumlu bir çift olduklarını düşünedurayım, Nükhet Duru'yla iş ve gönül yollarını ayırdıktan sonra Ayşegül Aldinç'le yollarını birleştirdiğini çok sonra Ses'in bir sayısında öğrenmiştim. Gecenin bence en güzel sürprizi, Aldinç'in sadece izleyici olarak geldiği gecede Hakan Eren'in ricasını kıramayarak sahnede şarkı söylemesi, ama daha da güzeli Mehmet Teoman'la "Hastane" düetini yıllar sonra bir de sahnede tekrarlamalarıydı..

Gecede -tabii ben ayrılana kadar- Sevda Karaca, Atilla Atasoy, Bilgen Bengü (Hakan Eren'in dediği gibi bu kadını hakikaten buzdolabına koymuş olabilirler mi? Bir insan bu kadar mı değişmez?), Engin Evin, Erol Büyükburç, Meral-Zuhal ikilisi, Ayşe Mine ve Uğur Akdora sahne aldı. Mehmet Teoman Cenk Taşkan'ı bir ara sahneye davet ederken Olcayto Ahmet Tuğsuz ve bazı diğer isimler de Parkorman'daki bu özel geceye katılmışlardı. Meral-Zuhal ikilisinin (Gönül Yazar'a ne kadar da benziyorlar değil mi?)yanında gözlerim üstad Doğan Şener'i aradı ama rahatsızlığından ötürü geceye katılamamıştı sanırım. Hakan Eren Meral-Zuhal'i sahneye çağırırken Türkiye'nin tek ikiz sanatçıları olduğunu yineledi. Aklımda kalan diğer notlar; Erol Büyükburç'u bir ara masalardan birinin üstüne çıkarken görmem, Mehmet Teoman'ın sahne sırası geldiğinde Sevda Karaca'ya Nükhet Duru'yu tanımasını ona borçlu olduğunu söylemesi, Uğur Akdora'nın her zamanki hareketliliğiyle istisnasız hemen her şarkıya eşlik etmesi, ben ayrılırken Ayşe Mine'nin 'pop sonrası' döneminden 'Erkek Milleti'ni okumasıydı. Parkorman'dan çıkarken aklıma "acaba kadınlar üzerine mi erkekler üzerine mi daha çokşarkı yazılmıştır yeryüzünde" gibi bir soru geldi (Arkadaşlarım böyle ilginç sorularımdan nefret ederler:)

Zeliha Sunal ve orkestrası 70lerden 90lara klasik olmuş -çoğu yabancı popüler şarkıyı o dönemin kıyafetleriyle sahnelediler ama doğrusu çoğu izleyici gibi ben de -başarılı olmasına rağmen- Sunal'ın bu tür geceler için biraz "ağır" kaçtığını düşünüyorum (En azından gecelikle sahnede espriler yapmaktan daha yaratıcı çıkılabilirdi:). Zaten "Herıld Yani" (Bu arada daha sevimli bir isim bulunamaz mıydı??) gecesinde asıl alkışı da o yılların asıl sahipleri ve devamında çalınan 45likleri aldı. İlk kez Parkorman gibi açık bir alanda yapılan bu tür gecelerin kesinlikle devam etmesini, ama böyle sınırlı insanlardansa daha kalabalık kitlelere ulaşmasını diliyorum..

Olcay Tanberken