A H  M A Z İ



KAÇMIŞ BİR TRENİN ÖYKÜSÜ: "SOUNDTRACK" YOKSULU YEŞİLÇAM'IN FİLM ZENGİNİ UNKAPANI'NDAN İNTİKAMI

"Soundtrack" ne demek, henüz bilmiyorduk. Yeşilçam harıl harıl film üretiyor, birbirinin karbon kopyası filmler, nerdeyse mahalle aralarında bile açılmış olan sinemalarda gişe rekorları kırıyordu. Aynı dönem, 45'lik plakların da peynir ekmek gibi satıldığı günlerdi. Ama onca bereketine karşın ne sinema ne de müzik piyasası bu bereketin, evvel zamanda endüstriye dönüşmez ise bir gün gelip sona ereceğini aklına getirmiyordu. Ondandır ki altmış ve yetmişli, hatta seksenli yılların onca plağı, onca sinema filminden geriye hiçbir materyal kalmadı. Ne plakların master kayıtları, ne de şu yabancı dvd'lerde görüp de hayran olduğumuz kamera arkası görüntüleri, montajda çıkarılmış bölümler, vesaire... Arşivciler çok daha iyi bilirler ki bugün bırakınız bu tip materyalleri, el değmemiş bir plak kapağı, bir film afişi bile bulmak artık handiyse imkansızdır.

01.jpg (8938 bytes)Endüstri olamamanın en kötü tarafı ise hiç kuşkusuz gelip geçici firmalar, açılıp kapanan prodüksiyon firmaları oldu. Bugün Türkiye'de en basit bir eski filmin ya da bir plağın telif hakkı problemlerini çözmeye kalkışmak, dipsiz bir kuyuya atlamak kadar cesaret işi. Ondandır ki ne plaklar cd'lere aktarılabiliyor, ne de filmler dvd'lere. Ne yazıktır ki aktarılabilmesi de uzun vadede bile pek mümkün görünmüyor. Yazıklanmaktan başka yapacak bir şey yok. Neyse ki yazımızın konusu bu değil, yoksa daha bile karamsar olmamak için hiçbir sebep yoktu. Ama nasıl başlamıştık yazıya ?.. "Soundtrack" nedir bilmiyorduk. Hadi ordan devam edelim.

Dedik ya, endüstri mendüstri... Yeşilçam ve Unkapanı ne kadar iç içe ise, o kadar da uzakmış sanki o yıllarda. Mesela her popüler olan, çok satan 45'lik plaktaki şarkı, bir hatta bazen birden fazla filme kimi kez isim, kimi kez de malzeme olurken, kimsenin aklına filmlere özel şarkılar üretmek gelmemiş. Bunun örnekleri varsa da, parmakla sayılacak kadar az. Ya da filmler için büyük çoğunlukla Sevim Şengül, Belkıs Özener, Gülderen Gül gibi "dublaj şarkıcıları" tarafından okunan o şarkıların, bir de bu seslerden plak olması fikri, her nasılsa cin fikirli Unkapanı eşrafının gözünden kaçmış. Oysa Yeşilçam ve Unkapanı'nın öpüştüğü tek tük örnek hep başarı kazanmış. "Samanyolu"nun vasat düzeyde satan 45'liği, filmin afişinin de yer aldığı yeni kapak kompozisyonuyla satış rekorları kırmış örneğin. Buna benzer bir dolu örnek vardır 45'lik plak tarihimizde. Kimi kez Türkan Şoray'ın, kimi kez Hülya Koçyiğit'in başrolünü oynadığı bir filmin afişi plak kapağı olarak basılmıştır. Şarkıyı söyleyen Gönül Yazar ya da ne bileyim, 02.jpg (9199 bytes)Semiramis Pekkan'dır. Ama filmin afişi, satışa hatırı sayılır bir ivme getirmiştir, söyleyen şarkıcının şanından öte. Ancak, mesela bir Türkan Şoray'ın unutulmaz dansıyla göz kamaştırdığı "Tamba Tumba" her nedense plak olmamıştır. Ya da Emel Sayın'ın bir filminde çok da güzel yorumladığı "Olmaz Böyle Şey"i plaklarında bulamazsınız. Ajda Pekkan ve Zeki Müren'in kariyerlerindeki kayıtlı tek düeti de plak olmaksızın, yine bir filmlerinde kalmıştır. Örnekleri içim cız ederek hatırlıyorum. Şimdilerde biz, bir avuç meraklı, deliler gibi dönenip, bu filmlerin temiz birer kopyasını bulmaya, bulduktan sonra da, o filmlere gömülü şarkıları en az kayıpla cd'lere aktarmaya çabalayıp duruyoruz ki ne çare. "Hababam Sınıfı" serisinin unutulmaz (unutmak ne mümkün, gün aşırı ekrandalar !) yıl sonu müsamerelerinde kimi kez Adile Naşit, kimi kez Kemal Sunal'ın sesinden dinlediğimiz, dönemin popüler şarkılarını, en çok da tüm kadro toplu halde söyledikleri "Hayırdır İnşallah"ı kaliteli bir kayıtla, cd üzerinde dinleyebilmeyi hangimiz istemezdik ki ? Ne var ki "Hababam Sınıfı" serisi bir yana, "Hayat Sevince Güzel" gibi, "Renkli Dünya" gibi sayılı birkaç müzikal filmimizin bile bir "soundtrack"i yayınlanmadı. Şimdilerde üç beş temanın on beş çeşit versiyonuyla kotarılmış hoş ama boş Türk filmi "soundtrack"lerini alıp dursak ne fayda !

03.jpg (9133 bytes)Müzik firmaları doksanlarla beraber şark kurnazı tüccarlıktan sektör olmaya doğru yol aldılar almasına. Eskisi kadar olmasa da yine de hatırı sayılır miktarda prodüksiyon sunuluyor her yıl dinleyiciye. Ancak o eski Yeşilçam, artık sadece Beyoğlu'nda bir sokak adı. Popüler Türk sineması, neredeyse sembolik sayıda filmle izleyiciyi salonlara çekebiliyor her sezon. Yani tren çoktan kaçtı.

Bir ara Emel Sayın, ne talihsizliktir ki Muazzez Ersoy ve şimdilerde Zara, eski Türk filmi şarkılarını gündeme getirmeye çabaladılar. Cahit Berkay ve Esin Engin gibi öemeli film müziklerine imza atmış müzisyenlerimizin çalışmaları da birer seri olarak piyasaya sürüldü. Göksel'den Gülşen'e bir dolu irili ufaklı popçumuz da hem o eski filmlerin, hem de o filmlerdeki şarkıların ekmeğini yedi, yemeye de devam edecek gibi gözüküyor. Hala gözükara bir iyi niyetle eski filmlerin ve plakların yeniden yayınlanmasını bekleyenlerinse, bu tatsız tuzsuz ikramiyelerle, epeyce uzunca bir süre daha avunmaktan başka çareleri yok. Farkındayım, yine karamsarlığa döktüm işi. İyisi mi hep beraber, neşeli bir şarkıyla toparlayalım mevzuu

"Başımda bir tatlı belaaaaaaaaa
Tamba tumba tamba tumba
Yine mi geldiiiiiiiinnnnn, fikrimi çeldin

Tamba tumba esmer bomba
Tamba tumba esmer bomba !
"


HAKAN TOK
hakantok@superonline.com