TÜRK SİNEMASININ EN İYİ YARDIMCI KADINI: HÜMEYRA

Bir kaç sanat dalını bir arada yürüten sanatçılarımız hakkında yazılanlar genelde "on parmağında on marifet var" diye başlar. Bu tür bir nitelendirmeyi hakeden en önemli sanatçılarımızdan biride Hümeyra'dır. Müzikte ne kadar başarılı olduğunu 70'li yıllarda kanıtlayan Hümeyra, 80'li yıllarda başlayan sinema kariyeriyle de ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlamıştır. Şimdi müziği ve tiyatroyu bir yana bırakalım ve Türk sinemasının ödüllerle tescillenmiş en iyi yardımcı kadınının filmografisine şöyle bir bakalım.

05.jpg (9177 bytes)Pek çok meslektaşının aksine 'şöhreti nasıl da yakalayıp esas oğlana hava attım' filmlerinde rol almamıştır Hümeyra. Hatta son derece özenli yapımların bulunduğu filmografisinde şarkılarını seslendirdiği tek bir film bile yoktur. Sadece Sabahattin Ali'nin öykülerinden yola çıkılarak çekilmiş "Devlerin Ölümü"nde salaş bir meyhanenin yaşı geçkin şarkıcısını canlandırmıştır. Onda da rolünün gereği bambaşka bir sanat müziği şarkıcısını canlandırmaktadır. Farklı rollerin altından başarıyla kalkmasını da büyük ölçüde Atıf Yılmaz, Ömer Kavur, Tomris Giritlioğlu gibi profesyonel yönetmenlerle çalışmış olmasına bağlayabiliriz.

Beyazperdeyle ilk defa 1980 yılında "Talihli Amele" ile tanışmıştır. Atıf Yılmaz tarafından çekilen filmin konusu Başar Sabuncu'nun "İşgal" adlı bir oyunundan alınmıştır. Kaba güldürü öğeleri taşıyor gibi gözüksede sosyolojik sorunlara yaklaşımıyla dikkat çeken "Talihli Amele"nin konusunu daha iyi bir yaşam umuduyla köyden kente gelen Memet Ali'nin traji-komik hikayesi oluşturmaktadır. Bir reklam kampanyası sayesinde yıldızlaştıktan sonra akıl sağlığını kaybeden Memet Ali tiplemesi İlyas Salman tarafından başarıyla canlandırılırken onun en büyük destekçisi, gözüpek muhabir Jale'yi de Hümeyra canlandırmıştır. Fakat Jale de filmin sonunda yapabileceği hiçbirşeyin olmadığını, yozlaşmış sistemin içerisinde bir maşa gibi kullanıldığını anlar.

02.jpg (9737 bytes)İlk etapta sansür kurulu tarafından tümüyle reddedilen film Danıştay kararı ile gösterime girer. Atıf Yılmaz'ın ise bu filmin gösterimi sırasında yaptığı kimi açıklamalar son derece ilginçtir. Seks filmlerine ve şarkıcı-türkücü filmlerine artan rağbetten şikayetçi olan Atıf Yılmaz, onurlu film yapmak amacında olan sinemacıların giderek azaldığından yakınır. Sinemamızın bir çıkmaza doğru sürüklenmeye başladığı bu dönemde Hümeyra'nın son derece kaliteli yapımlarda yer almış olması ince bir seçiciliğin örneğidir.

Senaryosunu Selim İleri'nin yazdığı, Kadir İnanır ve Hümeyra'nın başrolü paylaştıkları "Kırık Bir Aşk Hikayesi", 1981 yılında Ömer Kavur tarafından çekilir. "Kırık Bir Aşk Hikayesi", Türk sinemasında süregelen kimi kalıpların dışına çıkmaya çalışan, değişik nitelikte bir aşk filmi olarak lanse edilir. Bir kasabaya atanan edebiyat öğretmeni Aysel (Hümeyra) ile kasaba eşrafından köklü ve eski bir ailenin ''içki ve kumardan nasibini bol bol almış'' oğlu Fuat'ın (Kadir İnanır) toplum baskısına ve ahlâk kurallarına yenik düşen sevda öyküsü filmin konusunu oluşturmaktadır. Özellikle senaryosuyla dikkat çeken film Antalya Film Festivali'nde pek çok ödül toplamasına rağmen oyuncuların vasat performansı nedeniyle sınıfta kalır. Eleştirmenler tarafından rahat ve doğal oyunuyla başarılı bulunan tek oyuncu Hümeyra'dır. İşin ilginç yanı, kalabalık oyuncu kadrosunda Özlem Onursal, Halil Ergün, Kamuren Usluer, Orhan Çağman, Neriman Köksal gibi sinemamızın emektar oyuncuları da yer almaktadır.

07.jpg (15143 bytes)Aradan bir yıl geçer ve Hümeyra, Atıf Yılmaz'ın en başarılı filmlerinden biri sayılan "Mine" ile birlikte usta yönetmenle ikinci kez çalışma imkanı bulur. Sinemamızın sultanı Türkan Şoray ve 80'lerin entellektüel jönü Cihan Ünal'ın başrolü paylaştıkları film ahlaki değerleri sorgulayan yapısıyla izleyici tarafından beğenilir. Nasıl bir tesadüftür bilinmez ama Hümeyra bu filmde de küçük bir kasabaya atanmış olan aydın bir öğretmen hanımı canlandırmaktadır. Kasaba halkının baskısı altında ezilen Mine'nin (Türkan Şoray) en iyi arkadaşı olarak onu yüreklendirmeye çalışır. ''Bunlara direnmezsen, en küçük özgürlüklerini, en masum isteklerini bile alırlar elinden. Soluk bile aldırmazlar insana.'' diyerek filmin ana fikrini ortaya koyan Hümeyra, pek çok sahnede yönetmenin anlatmak istediğini seyirciye birinci ağızdan ileten bir ulaktır aslında.

01.jpg (9632 bytes)80'lerin sonuna doğru yaklaştığımızda Türk sinemasının içinde bulunduğu karmaşa iyice aşılmaz bir hal alır. Erotik kategorisine girmese bile içinde yoğun miktarda cinsellik ve çıplaklık barındıran basit filmler birbiri ardına çekilirken nitelikli yapımların sayısında bir düşüş gözlemlenir. Bu sebepten dolayı olsa gerek Hümeyra hiç bir zaman senede bir kaç film kotaran oyuncular kervanına katılmamıştır. Onu hep bir kaç yıl arayla nitelikli filmlerde ve kendine yakışan rollerde görürüz. Sinema oyunculuğu adına da ilk ödülünü bu karmaşık ortam içerisinde alır Hümeyra. Bir başka Atıf Yılmaz çalışması olan "Asiye Nasıl Kurtulur" (1986) ile 24. Antalya Film Şenliği'nde ''en iyi yardımcı kadın oyuncu'' ödülünü alır. Üstelikte "Hayallerim Aşkım ve Sen", "Muhsin Bey" ve "Anayurt Oteli"nin ortalığı kasıp kavurduğu bir film şenliğinde pek çok rakibini alt ederek kapar bu ödülü Hümeyra.

"Asiye Nasıl Kurtulur" tabu sayılan kimi konulara gerçekçi yaklaşımı nedeniyle uzun yıllar boyunca tartışmalara neden olur. Hümeyra'nın da eşsiz betimlemesiyle akıllara kazındığı bu iddalı filmden tam dört yıl sonra -1990 yılında- kendi halinde, sessiz sakin bir İrfan Tözüm filminde rol alır Hümeyra. "Devlerin Ölümü", son derece iddiasız gibi görünmekle birlikte hem konu hem de Hümeyra'nın canlandırdığı farklı tipler nedeniyle görülmesi gereken bir filmdir. Sabahattin Ali'nin öykülerinden yola çıkarak kadın-erkek ilişkileri üzerine farklı bir film yapmak isteyen bir yönetmenin verdiği savaşı anlatan filmde Hümeyra, başrolü Tarık Akan'la birlikte paylaşmaktadır. Özellikle son öykü olan ''Çilli''nin işlendiği bölümde Hümeyra'nın çıldırmaya doğru giden çengi tiplemesi oldukça ilginçtir.

03.jpg (11630 bytes)Türk sinemasına hizmet vererek isim yapmış pek çok yönetmenle çalışan Hümeyra, bu kez deneyimsiz ve genç bir yönetmen olan Ersin Pertan'ın ilk uzun metrajlı denemesinde rol alacaktır. "Kurt Kanunu" (1992), yakın tarihimizi inceleyen konusuyla yönetmenin kendisi tarafından bile ''uzun, durgun ve teatral'' olarak nitelendirilen vasat bir Kemal Tahir uyarlamasıdır. Berhan Şimşek, Yılmaz Zafer ve Hümeyra'nın iyi oyunculukları filmin ağır aksak işleyen temposu altında ezilir.

90'lı yıllarda sinemamızın durgun bir seyir izlemesi nedeniyle Hümeyra'nın rol aldığı filmlerin 80'lerdeki kadar iddialı yapımlar olmadığını görürüz. Yavuz Özkan'ın anatomi üçlemesinin ilk ayağı olan "Bir Kadının Anatomisi" (1995) popüler kültürün beraberinde getirdiği yüzeysel bakış açısıyla eleştirmenler tarafından pek başarılı sayılmayan filmlerden biridir. Hülya Avşar, Mehmet Aslantuğ, Uğur Polat, Taner Birsel ve Hümeyra'yı bir araya getiren oyuncu kadrosuyla ticari açıdan kendini kurtaran film ne festivallerden ne de gişeden bekleneni yerine getiremez. Fakat bu filmden bir yıl sonra -1996 yılında- Trt'nin emektar yönetmenlerinden biri olan Tomris Giritlioğlu'nun "80. Adım" filmiyle birlikte Hümeyra bir başarıya daha imza atar. Haluk Bilginer, 04.jpg (10212 bytes)Zuhal Olcay, Derya Alabora'nın da yer aldığı filmde hiç kuşkusuz en büyük başarıyı Korkut karakterini canlandırmadaki başarısıyla Levent Ülgen gösterir. Hümeyra'nın bir yetimhane hademesini canlandırdığı film pek çok ödül toplarken, Hümeyra'ya da 8. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde "en iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülünü getirir. Mizansenlerin bu kadar başarılı olmasının altında yatan sebebin yönetmenin oyuncularla birebir çalışmasından kaynaklandığı ileri sürülür ve böylece "80. Adım" Hümeyra'nın filmografisinde sağlam bir nokta olarak yer alır.

20 senelik bir zaman dilimi içerisinde belki az sayıda filmde rol almıştır Hümeyra. Fakat hiç bir zaman altından kalkamayacağı bir rolü üstlenmemiştir, her zaman kaliteli yapımlara adını yazdırmıştır. Genellikle başka bir yıldızı -Türkan Şoray'ı, Müjde Ar'ı ya da Hülya Avşar'ı- destekleyen oyunuyla yardımcı kadın karakterleri başarıyla beyazperdeye aktarmıştır. Aldığı iki ödüllede karakter oyunculuğundaki başarısını kanıtlamıştır. Uzun zamandır hiç bir filmde rol almamış olan Hümeyra şu sıralar Şehir Tiyatroları adına Engin Alkan tarafından sahneye koyulmuş bir Ionesco uyarlaması "Kral Ölü(-şü)yor" da huysuz ama izlemesi bir o kadar eğlenceli bir kraliçe tiplemesi çizmektedir. Son derece başarılı ve farklı bir oyuncunun eşsiz performansına tanık olmak için iyi bir başlangıç noktası olabilir.

A. BURAK KORKMAZ (Ste)
burkiburak@hotmail.com