HELVACI HELVA
Denilebilir ki; Hürriyet'in bu yarışmayı düzenlemesi ile birlikte Türk Popu, görebileceği en büyük imkanlardan birini görür önünde. Son derece sağlam bir kuruluşun önayak olduğu bu yarışma, çok sağlam bir jürinin de oluşturulmuş olmasının katkısıyla katılma rekorları kırar. Tam 78 kişi yarışmak için başvurmuştur. Herkes ama herkes buradadır. Türk Popu'na burun kıvırmaya devam etmekte olan caz taifesi ve artık diğerleri arasında yarışmayı kendilerine pek münasip görmeyen birkaç büyük isim (Tülay German, Erol Büyükburç, Alpay v.b.) dışında herkes buradadır. Türk Popu, topyekün bu yarışmada yer almanın önemini kavramış ve işe girişmiştir.

Hürriyet, böyle bir yarışmanın neden yapılıyor olduğunu da, tartışmaya açık en ufak bir husus bırakmadan tesbit etmiştir: "Altın Mikrofon Armağanı Yarışması, batı müziğinin zengin teknik ve şekillerinden faydalanılarak yine batı müziği aletleriyle çalınmak suretiyle Türk musikisine yeni bir yön vermek için hazırlanmıştır." Gazete, yükselmekte olan pop dalgasını görmüş ve bu dalganın batı taklitçiliği ile sınırlı kalmayarak, elden geldiğince bizden olana yaslanmasına, bizden renkler taşımasına katkıda bulunmak için kolları sıvamıştır. Katılmayı rekor seviyesine çeken önemli bir unsur daha vardır. Gazete dereceye girenlerin plaklarını da derhal basacak kârı tamamen yarışmacıya ait olmak üzere satışa çıkaracaktır. Plakların henüz çok yaygınlaşamamış olduğu ülkemizde, kar amacı güdülmeyen bu hareket, her evin 45'lik plaklar ile tanışmasını sağlayacaktır. 

Hürriyet, o zamanların en önemli klüplerinden Kervansaray'ın sahibi İbrahim Halil Doğudan ile bir anlaşma da imzalamıştır. Kervansaray Lokanta - Pavyon İşletmesi'nin sahibi Doğudan, Hürriyet'e bir taahhütte bulunmuştur: "Cumhuriyet Caddesi, No: 4'de (Divan Oteli bitişiği) pek yakında açacağım Oriental isimli gazinonun Night Klübü'nde, Altın Mikrofon yarışmasında birinciliği kazanacak olan orkestrayı, her gece yarım saat Show'a çıkarmak istiyorum. Bu iş için kendilerine ödeyeceğim ücret bir aylık show karşılığı 15.000 (on beş bin) liradır. İşbu teklifimin açık mukavele olarak kabul edilmesini rica ederim..." Yarışmayı kazanacak olan grubun başı göğe erecektir neredeyse, plağı çıkacak, çalışıp para kazanabileceği bir mekan hazır onu bekliyor olacaktır.

Aslında memleket kaynamaktadır. Sovyetler'den bazı heyetler bizi ziyaret eder, Cemal Gürsel Sovyet Rusya'ya davet edilirken, gerici gösteriler de yer yer görülmekte, bundan da en çok, giderek yükselmekte olan Türkiye İşçi Partisi payını almaktadır. Yarışmanın ilk elemeleri, ilan edildiği gibi, 5 Ocak Salı günü, 150 kişilik bir grubun, İstanbul'da toplantı halindeki TİP idarecilerinin bulunduğu yeri basmalarından tam beş gün önce yapılır.

78 olan yarışmacı sayısı (bazı solistlerin, orkestraları dışında ayrıca listelenmiş olması ve bazı yarışmacıların son anda katılmaktan vazgeçmesi üzerine) 41'e düşer. 119 kişilik jürimiz de ancak 80 kişi olarak toplanabilmiştir. Tam 6.5 saat süren elemelerde, şöhretleri yıllanmış profesyonellerle, çiçeği burnunda amatör müzisyenler hep birlikte yarışır. Anadolu'nun kıvrak havalarını ya da İstanbul'un kıvrak köçekçelerini dile getirip, Türk folklor müziğinden seçtikleri parçaları, ça-ça-ça, twist, bossanova, slow, swing veya vals şeklinde icra ederek kenara çekilir, jürinin kararını beklerler. Elemelerin bitmesi ile birlikte, jüri üyeleri, notladıkları listeleri İstanbul 16. Noteri Katibe Yürür'e teslim ederler. Her şey çok sağlam ve en ufak bir dedikoduya yol açmayacak şekilde yürümektedir.

Oylama sonucu, 41 orkestranın büyük bir kısmı elenir ve yalnızca 10 grubun finale kaldığı açıklanır. Türk Popu'na ilk resmi girişini yapacak olan Erol Evgin ile Cem Karaca ve Jaguarlar gibi genç isimlerle, Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası (ve dolayısıyla Ayla Dikmen), Faruk Akel, İlhan Feyman, Kadri Ünalan ve Halikarnas 6 gibi önemli isimler finale kalamamıştır. Finale kalanlar ise şöyledir: "Halimem" adlı parçadan bir twist meydana getiren Fikret Kızılok'lu Cahit Oben, "Sandığımı Açamadım" adlı şarkıyı söylemiş Ferdi Özbeğen, "Gemiciler"i İspanyol havalarının ritmiyle söyleyen Grup Sonya Dores, "Zamane Kızları" adlı kendi bestesini seslendiren İlham Gencer, "Karadır Kaşların Ferman Yazdırır"ı bossanova yapmış Kanat Gür, "Gül Dalında Öten Bülbülün Olsam" ile bir başka bossanovacı Metin Alkanlı, "Kemerin Naftaları" ile üçüncü ve son bossanovacı Selçuk Alagöz, "Kaşık Havası"nı enstrümantel müzik haline getirmiş olan Silüetler, "Gençliğe Veda" adlı Türk Müziği kalıplarındaki şarkısını batı müziği aletleri refakatinde söyleyen Yıldırım Gürses, "Helvacı Helva"yı twist temposunda icra eden ve henüz 7 Eylül 1964 tarihinde kurulmuş çiçeği burnunda Mavi Işıklar. İlk üç derece, bu on yarışmacı; Ankara, Adana, İzmir ve İstanbul'da halkın önünde yarıştıktan sonra belli olacaktır.

10 finalist, yarışma şarkılarının yanında, iki tane de serbest parça hazırlayıp sunacaklardır. 25 Ocak'ta Ankara, 26 Ocak'ta Adana ve 27 Ocak'ta İzmir'de yarışmak üzere yola çıkacak kafilenin sayısı seksen kişiyi bulmuş ve bunca kişiyi taşıması için Hürriyet, Türk Hava Yolları'ndan üç özel uçak kiralamıştır. Bir yıl önce, Balkan Festivali için trene bindirdiğimiz şarkıcılarımıza nihayet uçağı münasip bulmuşuzdur. Yarışmanın yapıldığı salonlara girecek olanlara, hemen girişte bir oy pusulası verilecek ve onlar da en çok beğendikleri orkestranın adını buraya yazarak çıkışta kapıdaki özel kutulara atacaklardır. Artık jüri aradan çekilmiştir. Kalabalığın arasından 10 isim seçmiş ve bunları seyircilere havale etmiştir. Dört büyük şehrimizde yapılan dört konser sonrası, en çok oyu alan ilk üç grubu müzikseverler belirleyecektir. Ankara'da Büyük Sinema, Adana'da Erciyeş Sineması, İzmir'de Kulüp Sineması bu yarışmaya ev sahipliği yapar. İstanbul'da ise tam üç ayrı konser yapılır. 11 Şubat Perşembe Fatih Renk Sineması, 15 Şubat Pazartesi Kadıköy Opera Sineması ve 16 Şubat Salı günü Beyoğlu Atlas Sineması'nda sahneye çıkar yarışmacılarımız. Oylar verilmiş, tasnif edilmiş ve sonuçlar açıklanmak üzere hazır bekliyordur artık. Bu da, 22 Şubat gecesi Site Sineması'nda, bu sefer protokola verilecek son bir konser sonrası yapılacaktır. Yarışmacılar, vali Niyazi Akı, belediye reisi Haşim İşcan, kumandanlar, konsoloslar ve seçkin misafirler önünde son defa üçer şarkı söyleyip kulise çekilir ve neticelerin açıklanmasını beklerler. Sonuçlar oldukça şaşırtıcıdır. 

Daha ilk elemelerde, Türk Popu'nun öncü isimleri yarışma dışı kalmıştır, ilk on dereceye girebilen diğerleri de, ilk üç içinde kendine yer bulamamıştır. Toplam 7.776 oy kullanılan yarışmayı, 1985 reyle Yıldırım Gürses kazanmış, Mavi Işıklar 1407 reyle ikinci, Silüetler 1188 reyle üçüncü olmuşlardır. Yaklaşık iki aydır süren maraton böylelikle sona ermiştir. Gazete ve dergilerde, ilk üç dereceyi paylaşanlar boy göstermektedir artık. Yıldırım Gürses, "Artık rahat uyuyabilirim" derken, bu kadarını hiç ummamış Mavi Işıklar havalara uçar. Sonraları, kendisiyle çok uğraşılarak canından bezdirilecek olan Türk Popu'nun en kadersiz isimlerinden Mesut Aytunca önderliğindeki Silüetler ise "Hayatımızın en güzel dakikalarını yaşıyoruz" diyerek açıklarlar duygularını. Zavallı Mesut Aytunca, şu üç günlük dünyada görüp görebileceği ender güzel birkaç anından birini yaşamaktadır yalnızca. Aytunca, her alanda olduğu gibi Türk Popu alanında da ortalıkta gezen cellatları ensesinde her zaman hissedecek ve baştacı edilecek yerde, şu dünyadan çekip gitmesi için teşvik edilecektir.

Yarışmadan hemen sonra, Hürriyet sözünde durur ve 10 finalistin tamamının 45'liklerini basar. Plakların basılmış olması, yarışmanın en az kendisi kadar hareketlendirir piyasayı. 10 finalistin büyük kısmı, ilk plaklarına bu yolla kavuşmuşlardır. Zaten 45'lik sayımız parmakla sayılacak kadar azdır ve bir anda bu sayının üzerine 10 plak birden eklenmiştir.