YOK ANAM YOK, ESKİ ZERRİN YOK!
HAKAN TOK yazdı

ZERRİN ÖZER
ÖLÜRÜM BEN SANA
Satın al


Zerrin Özer'i 1980 yılında Türkiye'ye tanıtan şarkı Orhan Gencebay bestesi "Gönül" olmuştu. Odur budur, Zerrin Özer ne yaptı ne ettiyse arabeskten başını bir türlü alamadı. Gerçi "Gönül", Zerrin Özer'in daha sonra yapacakları yanında çok masum kalacaktı, hatta Esin Engin'in muhteşem düzenlemesiyle şarkı öyle bir hale gelmişti ki aslında arabesk bile denemezdi. Ne var ki Zerrin, içinde "Gönül"ün de yer aldığı ilk albümü ve hemen ertesinde piyasaya çıkan ikinci albümünden sonra bir daha asla o düzeyde şarkılar söyleyemedi, olağanüstü sesini çok sıradan şarkılara vermeyi her nedense tercih etti.

&İlk albümünden Çiğdem Talu - Melih Kibar klasikleri arasına giren "Hekimden Sorma", "Seni Seviyorum", ikinci albümden unutulmaz Bora Ayanoğlu bestesi "O Yaz", yine aynı albümde yer alan muhteşem reggae "Ayrılıklar Unutulmaz", "İmkansız", "Her Sonbahar" ve daha bir dolu hitle henüz yolun en başında en güzel şarkılarını söylemişti Zerrin. Janis Joplin kılığı, henüz bağırmakla şarkı söylemek arasındaki ince çizgiye gelip dayanmamış gencecik ve kimselere benzemeyen sesiyle çok başka bir yerdeydi. Ta ki üçüncü albümünde kimlerdir bilinmez, birileri çıkıp da, onu arabesk söylemeye ikna edene dek.

Seksenlerin ortalarına doğru popüler müziğin içine düştüğü çıkmaz, gazinolar sayesinde ekmek yiyen şarkıcıları yeni türedi gazino müşterisinin talepleri doğrultusunda müzik yapmaya yönlendirir olmuştu. Ne yapsalar şarkılarını TRT denetiminden geçiremiyorlar, TRT'de yayınlanma şansı kalmayan şarkıları ne kadar plağa okusalar satamıyorlardı. Janis Joplin kırması genç kızın mavi lensler ve röfleli sarı saçlarla karşımıza çıkması o günlere rastlar. Üçüncü albümün yarısı pop, yarısı arabeskti. Lafın gelişi bir deneme yapılıyordu. Hangi tür daha çok talep görürse, Zerrin ona yönelecekti. Oysa işin rengi en baştan belliydi. Nitekim dördüncü albümünde Zerrin Özer, en ağdalısından "full" arabesk şarkılarla inanılması güç değişiminin doruk noktasına tez elden ulaşacaktı.

Sonra Zerrin'in bu gel-gitleri yıllar boyu devam etti. Güya firma onu zorla kolundan tutup stüdyoya sokmuş, sözleşmesi gereği o şarkıları söylemeye mecbur kalmıştı. Firmasından ayrılıp artık arabesk söylemeye tövbe ettiğini açıkladıktan sonra piyasaya çıkardığı ilk albümünün kapağında Arapça yazılar vardı, çünkü bu kez dönemin popüler türküleri "Oy Oy Emine" ve "Dom Dom Kurşunu"nu Arapça sözlerle söylüyordu! Şaşırmıştık ama bu kararsız ve tutarsız tavrının tüm müzikal yaşamı boyunca süregeleceğini henüz bilmiyorduk. Gelin görün ki öyle oldu ve o günlerden bu günlere Zerrin, Atilla Özdemiroğlu'ndan Onno Tunç'a, Garo Mafyan'dan Şehrazat'a, popüler müziğin bütün köşe taşlarıyla çalışmasına rağmen bir türlü söylemesi gerektiği türde şarkılar söyleyemedi. O, geçici zaferler, gelgeç başarılarla gönül eğlerken, bizler de uzaktan, böylesine önemli bir sesin ve şarkıcının kendi kendisine ettiği büyük haksızlığı seyrettik içimiz acıya acıya.

Şarkıcının Fono Plak dönemini kapsayan üç albümünden gelişigüzel seçilmiş şarkılarla oluşturulmuş hilkat garibesi "Ben" albümü, birkaç ay önce piyasaya çıkmıştı. Eski kayıtların üzerine yeni aranjeler yapılmış, altta Zerrin'in eski sesi ve şarkıların eski icrası duradururken üzerine birkaç ritm, keman, gitar vs. eklenmişti. Hangi akla hizmeten ve ne maksatla yapıldığına hala akıl sır erdiremediğim bu tuhaf albümden birkaç ay sonra "Ölürüm Ben Sana"yla tekrar karşımıza çıktı Zerrin Özer. Daha albümün isminden bile neyle karşılacağım belliydi ama ben her yeni Zerrin Özer albümünü satın alışım gibi bunu da yine heyecan ve hevesle koşa koşa gidip almakta bir beis görmedim. Görmediğimle de kaldım doğal olarak.

Son kertede sıradan, yavan, Hakkı Bulut şarkıları kadar bile esprisi olmayan şarkı sözlerini mi anlatayım, bir o kadar bildik melodileri mi, alalade düzenlemeleri mi ? Bir tek "Hakkını Helal Et"teki Asu Maralman sözlerini sevdim. Onun dışında, "Acımı da çekerim kahrolurum, sefamı da sürerim mest olurum"larla başlayıp "Yok anam yok yok, boş sevdalara şimdi karnım tok"larla sürüp giden bir dolu orta halli şarkı arasından birine olsun kanım kaynamadı. Tıpkı Muazzez Abacı ya da Bülent Ersoy gibi muhteşem sesini zaman içerisinde şarkı söylemekten yerli yersiz haykırmaya doğru seyreden bir çizgide anlamsız yere heba eden Zerrin Özer'i bir kez daha içim burkularak dinledim. Ve "Anuş Plak" etiketiyle basılmış cd'yi belki de bir daha indirmemek üzere raflardaki Zerrin Özer albümlerinin yanına kaldırdım.

Hakan Eren'e şarkı dinlemek ve beğenmek üzere gelip giden şarkıcıların nelerle ilgilendiği, hangi şarkılara ilgi gösterip, hangilerini önemsemediği konusunda detaylı malumatım oluyor. Ve her defasında anlatılanlardan dolayı sanıyorum ki o şarkıcı, sadece kariyerinin değil, pop müzik tarihinin en iyi albümünü hazırlamakta. O kadar ince eleyip sık dokumalar, burnundan kıl aldırmamalar, zor beğenmeler vs... Ve sonunda çıkan albümlerin hepsi piyasada. Görüyor, dinliyoruz. Şarkıcılar, şarkı seçmek konusunda elbette ki öngörülü olmak zorunda değiller. Bu çok başka bir iş ve belki de bu nedenle işin bu kısmı çok daha profesyonellere bırakılmalı. Çünkü bir çok şarkıcının, özellikle Zerrin Özer gibi ismi yer etmiş şarkıcıların kariyerleri artık kendilerini bile aşıyor. O noktada ciddi bir yardıma, danışmana ihtiyaçları var. Sadece kendi doğru bildiklerini yaparak kendilerine zarar verebileceklerini onlara hatırlatacak birilerine. Nilüfer'den Ajda Pekkan'a, Nükhet Duru'dan Zerrin Özer'e, bir dönem bir dolu olağanüstü işe imza atmış şarkıcıların bugün aynı düzeyde işler çıkaramamasının tek müsebbibinin bu eksiklik olduğunu düşünenlerdenim. Üstüne üstlük daha iki albümlük şarkıcıların bile bu "Ben bilirim" noktasına her nasılsa gelivermiş olmaları da ayrıca traji-komik. Hani biri de kendi bildiğiyle öyle bir iş çıkarsa da ben de şu sözlerimi yutmak zorunda kalsam.

Nereden nereye geldi konu. Konumuz Zerrin Özer'in "Ölürüm Ben Sana" adlı yeni albümüydü. Alın dinleyin, zaten 5 milyon TL. Sudan ucuz. Şarkılar da öyle. Yormaz sizi. Bundan iyisi Şam'da kayısı.